Mustafa Kemal’in 24 Nisan 1920 Tarihli Meclis Konuşması
Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II, Şevket Süreyya Aydemir:

24 Nisan tarihinde Büyük Millet Meclisinde verdiği ve araya bir dinlenme de girmek üzere dört saat kadar süren ilk nutkunda Mustafa Kemal, olayların Ankara’da bir Millet Meclisi kurulmasına varan akışını etrafıyla anlatır.

Sonra sorunları hukuk açısından, şaşılacak bir tarih mantığı içinde inceler. Bu incelemenin yapısına ve mantığına göre verilecek ilk hüküm şudur: Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisinin önüne bir ihtilâlci olarak çıkmamıştır. Bu nutuk, bir ihtilâl nutku değildir Mustafa Kemal’i, ihtilâlci vasfı ifade etmez. Bu noktanın böylece belirtilmesi, Mustafa Kemal’in zuhuru hadisesinin doğru olarak anlaşılması ve Mustafa Kemal’in şahsiyetinin aydınlatılması için şarttır.

Bu görüşlerimizin doğrulanması için 24 Nisan 1920 nutkunu, olayların tarihi gelişmelerine, yani İzmir işgalinden Erzurum, Sivas Kongrelerine ve nihayet Ankara’da bir Millet Meclisinin açılışma varan ve bu kitapta zaten etrafıyla işlenen akışına dokunmadan ve Türk nesillerinin daima üzerinde durmaları gereken bu nutkun asil hukuk ve mantık yapısını özetlemeliyiz. Nutukta bu kısma şöyle girilir:

“Bugünkü müşkül vaziyet içinde vatanı tehlikeli dağılış ve izmihlâlden (çöküş, yıkılış) kurtarmak için alınması lâzım gelen tedbirler bittabi büyük heyetinize ait olacaktır. Ancak bu hususta kendi tetkikat ve malûmatımıza dayanan kanaatlerimizi yüksek Meclisinize arz etmeyi faydalı saymaktayız.”

Bu girişten sonra, ileri sürdüğü kanılarını daima örneklerle doğrulamaya çalışır. Tam bir mantık zincirlemesi içinde Meclise sunar. Bunları şöyle özetleyebiliriz:

“— Memleketi dağılış ve çöküş tehlikesinden kurtarmak için, milletin bütün kuvvetlerini, esaslı bir teşkilât içinde birleştirmekten başka çare yoktur.

“— Meşru olmayan ve mesul olmayan kuvvetlerin tahakkümüyle milletin ve devletin bütün kuvvetlerini birleştirmek mümkündür. Ama bu sonuç devamsızdır. Bu birleştirmenin yürümesi olanaksızdır.

“— Bu Meclisin varlığı, her şeyden evvel, meşruluk ve mesuliyet esaslarının, milletçe itibar ve saygı görmesinin şart sayıldığına bir delildir.

“— Şu halde, yüksek Meclisinizde birleşen (tekâsüf eden) yüksek millet iradesine dayanmak suretiyle meşruluğun ve kanunîliğin işlere hâkim kılınması şarttır. Milletin vicdanı da Meclis heyetinde tecelli etmiş olmak itibarıyle de, ona bağlı ve mesuliyetleri gene Meclisçe tâyin edilecek bir heyetin (yani İcra Vekilleri Heyeti) işleri yürütmesi gereklidir.

“— Hükümet teskilâtının esas sekli şudur:

“Sorumsuz bir hükümet reisinde meydana gelen bir denge noktasına dayanarak, teşriî kuvvet görevi ile donatılmış bir denetleme heyeti.

“Görevde devamı, denetleme heyetinin güvenine bağlı bir icra kuvveti ve bu icra kuvveti içinde görevlerin millî ihtiyaçlara göre taksimi… Bu icra kuvveti, hükümet reisi tarafından seçilmiş ve teşriî kuvvetin güven ve uygulamasına bağlı kuvvettir. Bu heyet, milletin seçtiği teşriî heyetle muvazenesini, hükümet reisliği makamının teşkil ettiği birlik noktasında bulur.

“— Saltanatta, hilâfet ve saltanat makamlannın tefriki kabil değil Halife sıfatıyle Padişah, bütün İslâm âleminin de reisi. Bu nedenle, Anadolu’da ona bu sıfatlarıyle naiplik edecek bir hükümdar kaymakamı değil, geçici olsa bile ayrı bir hükümet reisi tanımak lâzım.
“— Hükümet reissiz hükümette ise, denge noktası yok demektir.
“— Artık millî iradeyi tam olarak vatanın mukadderatına el koymuş saymak şarttır.
“— Günün birinde hilâfet ve saltanat makamı, her türlü esaret kaydından, baskı ve ikrahtan kurtularak tamamen hür olursa, yani Padişahımız kendini milletin kucağında gördüğü gün, o makamların vaziyetini gene Meclisiniz kanunlarla tâyin eder…”

Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisindeki ilk nutkunda bu esaslarla sistemini açıklarken, Mecliste hâlâ, Padişahla bağlantı ve İstanbul hükümetiyle temas ve anlaşma yolları arayanların bulunduğunu, bunun için hazırlanan takririn cepte olduğunu, ilk adımda böyle bir eğilimin baş gösterdiğini biliyordu. Fakat nutkuyla onlara, yalnız yukarıdaki ilkeleri ve hareket noktalarını değil, İstanbul koşullarının artık, Halife ve Padişahla ne açık, ne de gizli temasa müsait olmadığını da kesin olarak anlatmış oldu. Böylece de daha önce Hacı Bayram tekkesinde hazırlanıp cepte bekletilen takrir, sessizce yırtılıp, buruşturulup bir tarafa atıldı…

Aydemir, Şevket Süreyya. [1964] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II. İstanbul: Remzi Kitabevi. 256-258.

kaynak: http://derinsular.com/mustafa-kemalin-24-nisan-1920-tarihli-meclis-konusmasi-aydemir/

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın